Sayfamıza en son 20 Aralık 2014, Cumartesi günü söz eklendi.


Son Eklenenler

Büyüklüğün ölçüsü hangi kemal vasfı kabul edilirse edilsin, insanlık tarihinin kaydettiği en büyük insan Hz. Muhammed’dir. (s.a.v)


İki cihan saadetine kavuşmak, ancak ve yalnız dünya ve ahiretin efendisi olan Hz. Muhammed’e (s.a.v) tabii olmaya bağlıdır.


Peygamber (s.a.v) efendimiz ayağı şişince ye kadar namaz kılardı. Bizlerin ise dünyanın peşinden koşmaktan ayaklarımız şişiyor.


Dört binden fazla sünneti seniyye vardır. Senin bu sünnetlerden uydukların mı daha fazladır, yoksa terk ettiklerin mi?


Zikrullah, öyle bir kaledir ki, okuyanı hem zahir düşmandan, hem de batın düşmandan korur.


Size ne oluyor da dünyada kazandığınız az bir şeye seviniyor, ahirette kaybettiğiniz birçok şeye üzülmüyorsunuz? Hz. Ali (r.a.)


Kul, kıldığı namazdan tat, feyiz alamıyorsa, o kul hala ham, yani imanı kemale ermemiş demektir.


Ebedi saadeti, fani dünyada arayıp arzulamak, gafletin ve akılsızlığın en koyu halidir.


Yaprağa yeşili katan, dalda (odunda) meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan yalnızca sensin Ya Rabbi!


Arkadaş seni Allah’ı zikretmekten hangi şey alıkoyuyorsa hakikatte asıl sevdiğin şey o’dur.


Bu dünyaya gönderiliş maksadını ve bu dünyadaki vazifelerini neden unutursun a gafil!


Evliya’nın üç özelliği vardır; Takva, edep ve ibadet.


Hayatlarında bir gün dahi oruç tutmayan gafiller, Ramazan ayında tutulan orucun bütün yemeklerden ve içeceklerden daha leziz bir tat olduğunu maalesef asla bilemeyecekler.


Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz?


Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.


Virüslerin bilgisayardaki programları sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden virüsler vardır. Yalan söylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi çevreye zarar veren her şey, bir virüstür.


Üste başa bulaşan kirler yıkanır çıkar ama kalbe bulaşan kirler nedametsiz ve tövbesiz asla çıkmaz.


Bir anlık öfke, insanın dünya ve ahiretini mahvetmeye yeter.


Muhammed Baki-Billah Hazretleri lokmasına çok dikkat eder, yemek pişirenin abdestli olmasına, dünya kelamı söylememesini arzular. “Huzur, safa ve ihtiyat sahibi olmayan kimsenin yemekleri feyz kapısını kapatır” buyururlardı.


İslam dininin en büyük düşmanı cehalettir. İlimsiz din olmaz, onun için ilim öğrenmek çok büyük ibadettir, çok büyük sevaptır.


Elmas yontulmadan, insan ise dini eğitim ve terbiye almadan mükemmelliğe ulaşamaz.


En akıllı kişi üniversite sınavında en iyi derece yapan kişi değil, Allah’a karşı sorumluluklarını gerçekleştiren kişidir. Hayatın sadece bu dünya ile sınırlı olmadığını, ölüm sonrası da bir hayatın olduğunu kavrayabilen kişidir.


Çok konuşmayın, herkesin gözünden düşersiniz. Hz. Ali r.a.


İnsan dilini tutup konuşmadıkça, ayıbı da hüneri de gizli kalır. Sadî


Bizim için Kur’an-ı Kerim ve sünnetin dışında bir yol bir usul yoktur. Ey Allah’ın kulları dünyaya düşkün olmayın. Haram ve şüpheli şeylerden çok sakının. Allah’ı her zaman ve her yerde çok zikredin.


Arzularını yerine getirmekle âzâlarını memnun eden kimse, kalbinde nedamet ağacı dikmiş olur. Ebû Yahya el-Varak


Bedenini en leziz gıdalarla beslerken ruhunu neden manevi gıdalardan yoksun (aç) bırakırsın a gafil!


Cennet ucuz değil, cehennemde lüzumsuz değil.


Nasihat, dünyanın en pahalı hazineleri kadar kıymetli olduğu halde, ekseriya pek ucuza satılır. Hz. Ali r.a.


İyiliğe karşı kötülük eden adamın evinden sefalet hiç eksik olmaz. Hz. Süleyman a.s.


Kanaatkârlık, fakiri zengin, tamahkârlık ise zengini fakir yapar.


Kaybedilen para bir şey değildir, ama kaybedilen namus çok şeydir.


Dünyanın merkezi (arzı) cehennemin çekirdeğidir. Dünyaya gönül vermek ise cehenneme talip olmaktır.


Namazı terk edip, zamanının çoğunu televizyon karşısında geçiren kimsenin mabudu dünya olmuştur artık.


Kul’dan şükür kesilmediği sürece, Allah-ü Teâlâ’dan nimeti arttırmak asla kesilmez. Hz. Ali (r.a.)


Hz. Davut (a.s.) bir gün dedi ki; Ya Rabbi! Üzerimdeki nimetlerin en düşüğünü bana bildir. Allah-u Teâlâ vahyetti. Ey Davut nefes al! Davut (a.s.) nefes aldı. Cenab-ı Hakk; İşte! buyurdu, sana verdiğim nimetlerin en küçüğü.


Mürüvvet, nefsi her çeşit kirlerden ve insanlar yanında ayıp olan şeylerden korumak, insanlara insafla muamele etmektir. Daha fazlasını yapan, faziletini arttırmış olur.


Mümine hürmet, Kâbe’ye hürmetten önce gelir.


Ömür, su gibi akar gider. Ta ki son menzile (cennet veya cehenneme) varana dek.


Azrail (a.s) hiç kimseyi Allah-ü Teâlâ’nın o kulu için takdir ettiği ecel vaktinden önce ziyaret etmez. Öyleyse hiç kimse için erken öldü, vakitsiz öldü demeyin.


Kula ihtiyacı bildirmek, aciz ve muhtaç bir varlıktan yardım istemektir.


Cennete girmenin koşulu, dünyada takva üzere yaşamaktır.


İnsanlara teşekkür etmeyen Allaha şükretmiş olamaz.


Nefsine uyan kimse, cennetten vazgeçip cehennemi tercih etmiş demektir.


Dünyayı elde eden, huzurunu kaybeder.


Hz. Hasan (r.a.)’a birisi: “İnsanlar senin gururlu ve kibirli olduğunu söylüyor,” dediğinde “Ben de gördüğünüz bu hal gurur, kibir değil, izzettir,” demiştir.


Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, mal da yalan, mülk de yalan var biraz da sen oyalan.


Mürüvvet, kişinin Allah ve kulları yanında kınanmasına sebep olacak şeyleri terk etmektir.


Şüphesiz Allah-ü Teâlâ dilediğine dilediği kadar nimet verir. Şükredilmediği zaman ise verdiği nimetleri bu kişiler aleyhine azaba dönüştürür.


İnsanoğlunun başına gelen en büyük felaketler, en çok sahip olmayı arzuladığı servetten ve şöhretten gelir.


Sıkıldıysan bunaldıysan sana allah yeter ondan başkasından yardım isteme o ne güzel dosttur.